Takım kaptanımız Alex de Souza, Brezilya'dan sonra en çok sempati duyduğu takımın Türk Milli Takımı olduğunu, burada çok sayıda arkadaşı olduğunu, Türkiye'nin Avrupa Şampiyonası'nı gitmesini yürekten desteklediğini söyledi. Uzun yıllardan beri Türkiye'de olduğu için kendisini Türk kültür ve hayatına alıştığını belirten Alex, Ankaraspor maçından itibaren takımdaki yerini alacağını da bildirdi.
Profesyonel Futbol A Takımımızın kaptanı Alex de Souza antrenman sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı…
Alex, milli takım ile ilgili bir soruya, "Şu anda durum biraz karışık gibi görünüyor. Gerek Türkiye gerekse Norveç ikincilik için savaşıyorlar. Türkiye adına da zor bir maç olacak. Umarım Türk mili Takımı Norveç'te iyi bir sonuç alır. Buradan alınacak iyi bir sonuç, hem Türk futbolunun gelişimi açısından, hem de şans bulan oyuncular açısından olumlu olacaktır. Umuyorum ki Türkiye bu maçtan kendisi için en iyi skoru alır" yanıtını verdi.
Takımımızın ikinci kaptanı Semih'in Milli Takım'a gitmesi ile ilgili olarak düşünceleri sorulan Alex de Souza, "Bundan daha haklı bir karar olamazdı bence. Fatih Terim, milli takım hakkında kararları verir, kesinlikle ve kesinlikle yurt dışı ve içini takıp eder. Bunun sonucunda da en uygun oyuncuları alır. Semih'in oynadığı maçlara baktığımızda takımda hemen hemen her maçta gol attığını görüyoruz. Fakat şu anda önemli olan kimin oynayacağı değil, Milli Takımın başarısıdır. Kim oynarsa oynasın Türk Milli Takımı'nın başarılı bir sonuç alması gerekiyor" yanıtını verdi.
Milli Takım'da Brezilya ekolü oluşup oluşmadığı konusunda ise Alex, "Bu noktada Türk Milli Takımı'nın biraz daha uzun süreli düşünmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer bu futbolcuların Türkiye vatandaşlığına geçip seçilme şansları varsa ve yararlı olacakları düşünülüyorsa böyle bir şeye sıcak bakılabilir, neden olmasın. Fakat planlar yapılırken, bence kesinlikle, sadece Avrupa Şampiyonası için değil, milli takımlar bazında ileriye yönelik planlar yapılması gerektiğini düşünüyorum. Yabancı oyuncuların yer almasının olumlu olacağı düşünülüyorsa da neden olmasın" diye konuştu.
Alex, kendisinin de Türk Milli Takımından oynama şansı olsaydı nasıl davranacağı yolundaki bir soruyu ise, "Eğer benim Brezilya Milli Takımı'nda oynama olasılığım uzak olsaydı, şansım olmasaydı, böyle bir teklifle bana gelince düşünürdüm ve kabul ederdim. Aurelio örneğini verebiliriz. Her baktığında Brezilya Milli Takımı'nı kendisine biraz daha uzak görüyordu. Böyle bir teklif geldiğinde de düşünmedi. Benim için de aynısı olurdu" yanıtını verdi.
Alex Brezilya'dan sonra en sempati duyduğu takımın Türk Milli Takımı olduğunu çünkü burada çok sayıda arkadaşı olduğunu söyledi. Alex sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye'nin Avrupa Şampiyonası'na katılmasını yürekten destekliyorum. Oraya katılırsa oradaki başarısını da destekleyeceğim. Afrika'da yapılacak Dünya Kupası'na gitmesini de sonuna kadar destekleyeceğim. Yarın öbür gün ülkeme döndüğümde ben hala Türk Milli Takımını ve Fenerbahçe'yi takip ediyor olacağım. Burada 4 yılım geçti ve bu yıllar içinde Türk Milletini takdir etmesini biliyorum. Çünkü bunu hak eden insanlara sahip bir ülke" dedi.
Alex, uzun yıllardır burada olduğu için artık kendisini Türk olarak görüp görmediği ile ilgili bir soruya, "Çok fazla kendimi yabancı görmüyorum. Küçük dil problemleri olsa da, uzun süren beraberliğimiz sürensince Türk halkına, buradaki kültüre ve hayata alıştım. Böyle olunca da insan kendisini yabancı olarak görmüyor" yanıtını verdi.
Brezilyalı oyuncumuz sakatlığı ile ilgili olarak, "Aslında benim durumuma tam bir sakatlık diyemeyiz sadece çalışırken hissettiğim bir ağrı var. Milli takım arası olunca, ben de hocamıza gittim, bu ağrıların geçmesi için rahat bir şekilde devam etmem için tedaviye başladık. Ondan sonra ben Ankaraspor maçından itibaren takımdaki yerimi alacağım" açıklamasını yaptı.
Takımımızın son iki sezondur çok az sayıda penaltı attığı bunun yanı sıra rakiplerimizin bizden daha fazla penaltı atması ile ilgili soruya Alex, "Hakem kararları hakkında yorum yapmak bana düşmez. Elbette ki son olaylar bizim için şanssız oldu. Edu'nun gördüğü kartlar vardı. Bunları tartışmaya bile gerek görmüyorum. Aynı şekilde Ümit Karan'a Denizlispor maçında verilen bir penaltı vardı. Normalde hakemlerin devam ettirdiği bir pozisyon, o maçta penaltı verildi. hakemlerin nasıl karar vermesi gerektiğini söylemiyoruz. Sadece bunların olmaması gerektiğini söylüyoruz. Bunlara baktığımız zamanda açıkçası üzülüyoruz ama benim yorum yapmam doğru olmaz. Yönetimimizi ilgilendiren bir konu. Bu konuda çalışan insanlar ve yöneticilerimiz bunlar hakkında en iyi şekilde yorum yapabilirler. Son maçta Edu'nun göğsüne çarpmasına rağmen verilen bir kart var. Bu yorumları yapacak kişiler federasyondaki çalışan kişiler ve bizim yöneticilerimiz" diye konuştu.
Futbolcuların hakemleri aldatmaya yönelik hareketleri konusunda neler düşündüğü ile ilgili soruya Alex, "Hakem o anda kararı vermişse o karar vardır ve dönülmez. Bu tip tepkiler doğru bulmuyorum. Bu kararlar hakkında içime sindiremediğim şeyler var. Bazen bir oyuncu rakibine 5-6 faul yapıyor ve uyarı almıyor. Faul yapılan oyuncu bir itiraz yaptığında kart görüyor. Benim içime sindiremediğim, hoşuma gitmeyen nokta bu" diye konuştu.
Şampiyonlar Ligi'ndeki beklentilerini ise Alex, "Benim rüyam, final oynamak ama Barcelona'ya karşı olur, Milan'a karşı ya da herhangi bir takım karşısında olur. Hiç fark etmez benim için açıkçası yeter ki final oynayalım" diye konuştu.
Galatasaray ile oynayacağımız karşılaşmanın yaklaşması ve bu maçın Roberto Carlos için bir ilk olması ile ilgili soruya Alex, "O maça daha çok var. Galatasaray maçında alacağımız 3 puan Ankaraspor maçında alacağımız 3 puanla aynı. Bunları o maç geldiğinde konuşuruz. Elbetteki Galatasaray'a karşı yaptığımız bütün maçlar büyüktür. Anlamı büyüktür. İnsanlar için hissettirdikleri büyüktür. Tarih daha fazla yaklaştıkça konuşabiliriz"
diye konuştu