Yüreğime diken battı, canım çok yanıyor annem. Sen anasın parmağım çizilse binlerce kilometre öteden aynı acıyı yaşarsın, senin de canın yandı mı annem? ölüm kilometreleri çoğaltır mı, azaltır mı bilemem. Bilemem acımı algılar mısın gittiğin yerden.
Hani yanımda olsa idin, "yavrum bu da geçecek nelerin acısı geçmedi ki" deseydin, diyebilseydin... Ah annem keşke yanımda olabilseydin, keşke sıcaklığınla sarabilseydin yavrunu. Sen gittiğinden beridir herşey daha bir yakar oldu canımı annem, daha bir acıtır oldu.
Sen sevgi ırmağıydın. Her acımda senin sevginde yıkanır, tertemiz olurdum annem. Sen çok istediğin o dönülmez yolculuğuna çıktığından, ondokuz koca yıldan bu yana güneş bir kaç kere belki doğdu. Gün beklerken gece gene hep gece oldu. Sensizlikde dünya daha bir kirlendi, ben kirlendim, anılarımız kirlendi, hayat kirlendi be annem.
Hani diyeceksin ki, dikenin gülü yok muydu? değmedi mi kadife teni dudaklarına? Yok muydu kokusu? Değmedi mi kokusu burnuna. Ya güzelliği, güzelliği de mi yoktu? değmedi mi güzelliğinden bir parça yüreğine.
Yoktu annem, yoktu. Ne güzelliği, ne kokusu, ne dokusu. Senden sonra güller dikensiz değil, dikenler gülsüz oldu.