Benim Üniversite okuduğum zamanlarda (1995-2000) internet yeni yeni kullanılmaya başlanmıştı. İnterneti yalnızca e-posta göndermek, ya da ödev yaparken kaynak araştırmak için kullanırdık. Arkadaşlıklar okulda yüz yüze yaşanırdı. Yolda, kantinde, sınıfta, yurtta bir araya gelindiğinde sohbet edilir, birlikte vakit geçirilir, eğlenilirdi. Şimdiki gençlerin işi daha karışık hale geldi. Tüm sınıf arkadaşlarını arkadaş listene eklesen bir dert, eklemesen bir dert gibi görünüyor.
Bazı okullarda, özellikle de özel üniversitelerdeki bazı bölümlerde ders esnasında öğrencinin diz üstü bilgisayardan internete girmesine izin veriliyor. Her ne kadar iyi niyetlerle hayata geçirilen bu uygulamalar genellikle öğrencilerin internete girip sağa sola takılmaya başlaması ve bir süre sonra dersten kopmasıyla sonuçlanıyor. Yeni trende baktığımızda öğrencilerin o esnada dersi dinleseler dahi bilgisayarlarında mutlaka Facebook sayfasının açık durduğunu gözlemliyoruz. Üniversite yaşamı tam konsantrasyon gerektiren, insanın belki de hayatında en önemli yıllarını geçirdiği bir süreç. Facebook’a girenlerin büyük kısmının üniversite öğrencileri olduğunu ve günde ortalama en az 20 dakikanın Facebook’ta geçirildiğini düşünürsek, bu tür uygulamaların uzun vadede yarardan çok zarar getirebileceğini söyleyebiliriz.