blog ara « önceki blog  |  sonraki blog »  |  şikayet et giriş  
BLOĞUMA HOŞGELDİNİZ(welcome)



    

                Var olmak için ne dosta ne de düsmana ihtiyacin olsun.Bir tek seyin olsun..."insiyatifin"..eger bir kisinin "insiyatifi" varsa, o kisi "insan" demektir.Eger bir toplulugun "insiyatifi" varsa, o topluluk bir kalabalik degil , bir "millet demektir.

BEN DÜNYAYA BÖYLE BAKIYORUM.YA SİZ?...

Buğun dünyada "süper güç" olarak takdim edilen ülkeler, yeni nesle tarihlerini öğretirken, hayalî kahramanlardan ve uyduruk tarihten medet ummaktadırlar. Zira onların tarihlerinde övünülecek, fazilet olarak takdim edilecek hâdiseler pek olmadığı gibi, "örnek şahsiyetler" de yoktur. Onun için ortaya, Teksas, Tommiks, Red-Kit, vs. gibi çizgiroman kahramanları, Süpermen gibi hayalî kahramanlar çıkarmışlardır. Oysa bizim tarihimiz baştan başa, şanla, şerefle doludur. Tarihimize mührünü basmış sayısız kahramanlar, kumandanlar, idareciler, ilim adamları, san'atkârlar, maneviyat büyükleri, birer masal kahramanı değil, yaptıklarının çoğu tevazu perdesi altına gizlenmiş gerçek kahramanlardır. Düşünün, ecdadımız İstanbul'u fethettiği zaman, daha Amerika kıtası bile keşfedilmemişti. Ecdadımız dünyanın en büyük topunu icad eder, dünyanın en mükemmel silah fabrikalarını kurarken, bugün dünya silah pazarını elinde bulunduran ülkelerin adlan-sanları yoktu. Ecdadımız, dünyanın en mükemmel ordu teşkilatını, en gelişmiş harp sanayiini kurarken, mimarîde, san'atta, ilimde en mükemmel örnekleri ortaya koyarken, Batı dünyası, bütün bu icraatları hayretler içerisinde karşılıyordu. Gün geldi, devran döndü. Bizim çocuklarımız, mükemmel örnekleri ortaya koyarken, Batı dünyası, bütün bu icraatlan hayretler içerisinde ve hasetle seyrediyordu. Gün geldi, devran döndü. Bizim çocuklarımız, gençlerimiz, tarihini bilmez, ecdadını tanımaz oldu. Bunun faturasını da çok ağır ödedik, hâlen de ödemekteyiz. Maddî, manevî sıkıntılarımızın temel sebeplerinden biri, işte bu şekilde mazimizi, tarihimizi bilmeyişimiz, ecdadımızı tanımayışımızdır. Bize bu cennet vatanı armağan eden, bu güzelim ülkeyi İslam beldesi haline gelen bu topraklar üzerinde Ezan-ı Muhammedi'nin ilelebet yankılanması için canlarını feda eden, İ'la-yı Kelimetullah sancağını üç kıtada şerefle dalgalandıran, ilimde, teknikte, san'atta birinciliği kimselere kaptırmayan ecdadımızı tanımak, herşeyden önce bu vatanda yaşayanların boynuna borçtur. Hususan da gençlerin... Niçin gençler için "hususan" kaydını koyuyorum. Zira, eğik başlan tekrar dik tutturmak, izzet, vakar, şeref yolunu açmak gençlerin aslî vazifesidir. Yaklaşık iki asırdan beri devam eden Batının tahakkümünden kurtulmak, ekonomik sıkıntı çemberini parçalamak, manevî değerleri yeniden elde edip asıl mecraina oturtmak için, ecdadı örnek almak lazımdır. Bir Fatih Sultan Mehmed'e bakınız, 21 yaşında İstanbul'u fethetmiştir. Bu bir masal değil, gerçeğin tâ kendisidir. İşte gençlerimiz kendilerine bu büyüğümüzü örnek almalı, "21 yaşında Fatih olmanın" yollarım araştırmalı, kendilerini ona göre hazırlamalıdırlar. Tarihimize şan veren, bize bu vatanı armağan eden, güzel ahlakın, güzel idarenin numunelerini sergileyen, zaferler ve fetihler yolunu açan büyüklerimizin hayatını her zamaman hatırlamalıyız. Gençlerimizin, TV filmleri, çizgi filmler, çizgi romanlar bombardımanıyla zihninde yer alan Batılı uyduruk kahramanları değil de, ecdadımızı örnek almasını yürekten arzulamaktayım. Tarihine ve ecdadına sahip çıkan gençliğin, yakın bir gelecekte, güzel günler kapısını aralayacağına ve hepimizin yüzünü güldüreceğine inanıyorum.
         TÜRKLER TARİH YAPAR,TARİH YAZMAZ...

   
  
                                             The TURKS is lord of the world ....
                YURTTAN ve DÜNYADAN HABERLER(Politik haberler)
http://www.yenimesaj.com.tr/ekle.php?kategori=politika&sure=3" YAZARLAR:"http://www.yenimesaj.com.tr/ekle.php?kategori=yazarlar&sure=3"

 

    .

http://economymodeli.bigforumpro.com/(FORUM)
 

 


BENİM SİTEM:www.mehmettunabas.tr.com.tr
  KÜRESEL ISINMAYI LİVE CAMDAN İZLEYİNİZ. TUNALIM...
http://www.globalwarmingcam.com/index.html
The worst and the most feared is happening. The North Pole is melting with an alarming rate. It is worst than first predicted.
See this with livecam here
Yazının Kategorisi [ TANIŞMA ]
TERÖRÜN PANZEHİRİ BABA DEVLETTİR

 

Diyarbakır’da 9 askerimizin şehit edilmesi üzerine açıklama yapan Prof. Dr. Baş: “AB’ye uyum ve daha çok demokrasi diyerek çıkarılan yasalar terörü azdırıp bu noktaya getirmiştir

 

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde teröristlerin hain pususu sonucu 9 Mehmetçiğimizin dün şehit edilmesi üzerine açıklama yapan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve şehitlerin ailelerine baş sağlığı diledi. Türkiye üzerinde oynanan küresel oyunlara dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, AB’ye uyum ve daha çok demokrasi diyerek çıkarılan yasaların terörü azdırıp bu noktaya getirdiğini söyledi.. Terörün vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan beslendiğini ve bundan dolayı tüm vatandaşların açlık, fakirlik ve muhtaçlıktan bir an önce kurtarılması gerektiğine işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, terörün kökünün kazınması için “Baba Devlet” anlayışının hataya geçmesi gerektiğini konuşmasında dile getirdi.

Terörün destekçileri görülmeli

Konuşmasında, “PKK tetikçi, tamam ama azmettirici, tetiği çektiren kim? Türkiye’nin güneyinde devlet kurduran irade hangisi? Bunlarla işbirliği yapanlar kimler?” diye soran BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, BOP projesinin temel amacını açıkladı. “BOP’un asıl hedeflerinden birinin bölgede Kürt devleti kurulması olduğunun altını çizen Prof. Dr. Baş, “Bunu Kürt halkı mı istiyor? Hayır… Onların ilgisi yok… Batılı güçlerin asıl amacı 1980’dan önce yaptıkları gibi Türkiye’de iç savaşmak çıkartmaktır” dedi. Terörün kaynağının dışarıda olduğunu söyleyen BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Birileri bu topraklar üzerinde yaşayan insanları buradan çıkartmak istiyor. Niçin? “Biz bu topraklarda yaşayan insanları buradan çıkaracağız ve buraları kendimize vatan yapacağız” diyor. Bir tanesinin niyeti bu. Diğerinin niyeti ne? Bu coğrafyada senin rahatın olmaması lazım ki, iki yakan bir araya gelmesin ve kendisi için beklediği tehdit unsuru olmasın.”

Hedefte devlet ve millet var

Bu topraklarda gözü olanlar bizi birbirimize düşürmek istiyor” diyen Prof. Dr. Haydar Baş sinsi planın nasıl uygulandığını da tüm ayrıntılarıyla anlattı. Prof. Baş yıllardan beri Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yuvalanan misyonerlerin fitne tohumları ekerek bu bölücülük ve ayrımcılığı körüklediğine dikkat çektiği konuşmasında, “Bu tohumlar milleti bölme, parçalama ve de bu milleti birbirine düşürme tohumlarıdır” dedi. AB’ye uyum ve daha çok demokrasi diyerek çıkarılan yasaların terörü azdırıp bu noktaya getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: “Demokrasi havarisi geçinenler bilsinler ki, bu yutturmacaları millet asla yutmaz. Burada hedef yüce Türk milletidir, Türk toplumudur, devletidir ve coğrafyasıdır. Aklımızı başımıza devşirelim.”

Fakirlik terörü besliyor

Terörün vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan beslendiğini ve bundan dolayı tüm vatandaşların açlık, fakirlik ve muhtaçlıktan kurtarılması gerektiğine işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, “insanlar kendi memleketlerinde geçimlerini sağlayabilmeli” şeklinde konuştu. “İnsanımız gidip de parayı sadece İstanbul’da kazanmayacak veya Ankara’da kazanmayacak. Nerede kazanacak? Diyarbakır’da da kazanacak, Muş’ta da, Antep’te de kazanacak” diyen Prof. Dr. Baş, “İşte devlet, bu imkânları vatandaşının önüne koyabilen güçtür. Bunu yapabilen adama ne denir? Devlet adamı ve siyaset adamı denir. Bunu yapamayan adama da hiç bir şey denmez” şeklinde konuştu.

Terörün panzehiri baba devlettir

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bu icraatların Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan sosyal devlet projeleriyle hayata geçebileceğini ifade etti. BTP iktidarı döneminde vatandaşlık maaşı, ev hanımlarına maaş ve çocuk maaşı gibi projelerin devreye koyulacağını ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş, “bu şekilde devlet baba olacak ve evlatlarını dağa çıkarmayacak” dedi. “Biz inşallah, gücü kuvveti milletimizle beraber elimizde bulundurduğumuz gün göreceğiz ve göreceksiniz ki, bütün bunlar hükümsüz kalacak” şeklinde konuşan Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Bizim derdimiz vatan, millet ve devlettir. Bunu korumaya mecburuz. Niye? Bak benim oğlum ölüyor.. Senin kardeşin ölüyor. Onun torunu şehit oluyor. Biz bunu önümüze koyup tartışmazsak, yapılması gerekenlere yapmaya teşebbüs etmezsek, yeminle konuşuyorum Allah belamızı verir. Bu vatan öyle kolay kolay bize hediye edilmedi.”

Terörü söküp atacağız

BTP’nin ortaya koyduğu plan ve projelerle ülkeyi düze çıkaracaklarını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, BTP iktidarında her Türk vatandaşına verilecek vatandaşlık maaşıyla ‘Bu ülkeden terörü ve anarşiyi de biz söküp atacağız’ diye konuştu. BTP Genel Başkanı şunları kaydetti: “Ben Türk vatandaşıyım diyen herkes vatandaşlık maaşı alacak. Dağa çıkan eşkıya bu parayı almak için şehre inip, ‘Ben Türk vatandaşıyım’ der mi demez mi? İşte terör böyle çözülür. Terörü çözmek istiyorsan eşkıyayı aşağı indirip adam edeceksin. Eğitip, cebine para koyacaksın, sırtını giydireceksin. Türkoğlu Türk yapacaksın. Bunu yapacak olan sadece ve sadece BTP iradesidir.”

(STATE TERRORISM is the antidote BABA)

 

9 soldiers in Diyarbakir to comment on our martyrs who Prof. Dr. Per: “EU integration and more democracy is not well off and to this point the law has brought terror”

Diyarbakir’s Lice district, as a result of the terrorist ambush of the traitor to be a martyr comment on yesterday’s 9 Mehmetçik the Independent Turkey Party (BTP) General Chair Prof.. Dr. Haydar Baş, head of the Turkish Armed Forces and their families health şehit wished. Drawn attention to the global game played on Turkey Prof. Dr. Haydar Baş, EU integration and more democracy in the interests of the law had brought terrorism to this point and said less .. Of the economic hardship of the citizens in terror, and therefore all of the citizens are fed hunger, poverty and a need to be rescued as soon pointed out that the BTP Genel Başkanı Prof.. Dr. Baş, starving the roots of terrorism, the “father state” approach is needed to move to the error was expressed in speech.

Supporters of terrorism should be seen

Speaking of “hit the PKK, okay, but before the fact’s, who is pulling the trigger? Turkey to the south of the state to establish what will? Who cooperate with them? “Asked the BTP Genel Başkanı Prof.. Dr. Haydar Baş, the BOP has the main purpose of the project. “Bop’s actually one of the goals is the establishment of Kurdish state in the region underlines Prof.. Dr. Head, “Do I want the Kurdish people? No … They had nothing to do with … The main goal of Western powers such as Turkey in the civil war 1980′dan ago to remove, “he said. The source said that the terror out of the General Chairman of the BTP said: “Someone on this land, people here would like to remove. Why? “We live in this land and the people going out of here in our own homeland where we will do,” he says. One of the intentions. What other’s intentions? You should not be comfortable in this part of that, both ends of a call and they wait for you to come to the element can be threatened. ”

Target has the state and nation

“This land is in the eye that wants to reduce us to each other” said the Professor. Dr. How insidious plan that has been applied Haydar Baş told all the details. Prof. Per year since the East and Southeast regions of the missionaries who nested in the seeds of sedition and added this bölücülük attention to fan discrimination in the speech, “The seeds of the divide the nation, and in parts of this nation are to each other, dropping the seed,” he said. EU integration and more democracy in the interests of the law to this point to say that terrorism and Prof. less. Dr. Per said: “Democracy delayed disciple who would know, never buy this does not hype the nation. Lofty goal here is the Turkish nation, Turkish society, it is the government and geography. Let us devşir our minds. ”

Poverty is feeding terrorism

Of the economic hardship of the citizens in terror, and therefore all of the citizens are fed hunger, poverty and pointed out that need to be recovered from the BTP Genel Başkanı Prof.. Dr. Back to “be able to provide people living in their own country” was in the form. “People go and the money we will not only win in Istanbul or in Ankara will not win. Where will win? Will win in Diyarbakir, Mus in, will win in Antep, “said the Professor. Dr. Head, “That the state, it is difficult to put opportunities in front of citizens. What is man that can do this? Government and politics, man is man. You can not do any thing that man will not be “talked into.

The antidote is the father of terror states

BTP Genel Başkanı Prof.. Dr. Haydar Baş, these acts of the National Business Model project in the state of social life was expressed may be. BTP power of wages in the period of citizenship, such as housewife and wage and salary child will be put into projects that Prof. expression. Dr. Haydar Baş, “will be the father and son in this way the state does not remove the mountain,” he said. “We hopefully, force strength of our nation and together we are going to see the day we will see that all this will be void” as Prof. speaking. Dr. Per said: “Our worry about our homeland, nation and state is. We are obliged to protect it. Why? Look, my son is dying .. Your brother is dead. He is the grandson of the martyr. We do not discuss it and put us, we do not attempt to do that needs to be done, talking with an oath God gives us trouble. This home is not a gift to us so easily. ”

Terror and we will unravel

Revealed that the plans and projects BTP’nin country level, the Professor would be removed. Dr. Haydar Baş, BTP power to grant citizenship to all Turkish citizens to pay ‘terror and anarchy in this country and also we will dismantle’ I was talking. BTP President made the following: “I am a Turkish citizen who says everyone will pay citizenship. The mountain to get this money out thug in the city, ‘I am a Turkish citizen’ does not in der? That terrorism can be solved like this. If you want to resolve the terrorist thug and a man going down. Trained and put money in your pocket, you will be put back. Turkoglu Turk you will. That will do this is only the will BTP. “  TUNALIM….

Yazının Kategorisi [ EKONOMİ ]
MİLLİ EKONOMİ 'in' KAPİTALİZM 'out'

 

 


Küresel krizden büyük darbe yiyen ülkeler çıkış kapısını Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nde arıyorlar. Şu ana kadar 40’ı aşkın ülke MEM’den istifade ederek teşvik paketi açıkladı.

 



40’ın üzerinde ülke MEM dedi
Dünya ülkeleri, bir yılı aşkındır dünyayı etkisi altına alan, derinliği hala belli olmayan ve de ekonomi yönetimlerini uykusuz bırakan küresel kriz için çare arıyorlar. Krizin Kapitalizmin yapısından kaynaklandığını farkeden ülkeler çareyi Kapitalizmin dışında arıyorlar. Bu noktada da karşılarına bir tek model çıkıyor: Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli. Tüketim yanlı tek model olan Milli Ekonomi Modeli’nin tüketimi teşvik uygulamaları ülkeler tarafından bir bir uygulanıyor. Şu ana kadar 40’ı aşkın ülke teşvik paketi açıkladı ve bu paketlerde tüketimin canlandırılmasına da önem verildi. Şimdi bu ülkelerden bazılarını sizlere aktaralım:

RUSYA: MEM’in 8 projesini hayata geçirdi
16 Mayıs 2006 tarihinde Rusya’nın başkenti Moskova’da, Rusya’nın 80 ayrı bölgesinden 457 akademisyen, işadamı ve siyasetçinin katılımıyla gerçekleşen Rusya’nın gelecek stratejilerini ve bugünkü durumunu değerlendirme toplantısında Milli Ekonomi Modeli, Rusya’nın 3 yıllık kalkınma planına alındı. Rusya MEM’den istifade ederek attığı adımlar şunlar:
1. Doğum yapan her kadına 9 bin dolar doğum yardımı vermeye başladı.
2. Ev hanımlarına emeklilik hakkı verildi.
3. Yer altı kaynaklarını devlet–millet ortaklığıyla işletmeye başladı.
4. Bazı stratejik ürünlerin ihracatında Rus Rublesi talep edilmeye başladı. Rusya ve Çin aralarında yapacakları ticarette dolar yerine kendi paralarını kullanma kararı aldı.
5. Asgari ücreti 2000 dolara çıkarma kararı aldı.
6. Maaşlara büyük oranlarda zamlar yapıldı. 2007 Eylül ayından 2008 Eylül ayına kadar olan dönemde Rusya’da ortalama maaş artışı yüzde 29.4 oldu.
7. Dar gelirliye vergi indirimi yapıldı.
8. Enerji, iletişim, savunma ile alakalı 42 sektörü stratejik ilan etti, yabancılara özelleştirilmesinin önünü kapattı.

Rusya Başbakan Birinci Yardımcısı İgor Şuvalov, ABD’de kasım ayında gerçekleştirilen G20 zirvesinden bir ay önce, “Dünyadaki mevcut uluslararası mali sistem bugün yaşadığımız koşullarla örtüşmüyor. Rusya Federasyonu, bu konuyu yıllardır gündeme getiriyor” dedi. Şuvalov, Rusya’nın kabul ettiği 2020 yılına kadar olan süreyi içeren bir ekonomik programı olduğunu ifade etti.

ABD: Çabuk harcayacakların cebine para koydu
ABD (eski) Başkanı Bush, “çabuk harcayacakların cebine para koyma” amaçlı, yani tüketimi teşvik edici 168 milyar dolarlık bir ekonomi paketi devreye koydu (Ocak 2008). CNN televizyonuna demeç veren Bush, “piyasa ekonomisi sistemini kurtarabilmek için piyasa ekonomisinin kurallarını bir kenara bıraktım” dedi. Böyle bir şey yapmaktan ötürü “üzgün” olduğunu da itiraf eden Bush, “ekonominin çökmemesi için bu yola başvurduğunu” anlattı. (17.12.2008)
ABD Senatosu, mali kurtarmalar için ayrılan fonların harcanmayan 350 milyar dolarını serbest bıraktı. Bu paranın bir kısmı tüketimi teşvik, küçük işletmeler ve belediyelere kredi için kullanılacak. 50-100 milyarlık bölümü de el konulan ipotek altındaki ev sayısını azaltmak için değerlendirilecek (16.01.2009).
Obama’nın 825 milyar dolarlık tarihi boyuttaki paketinde 275 milyar dolara varan tüketimi teşvik amaçlı vergi indirimi ve muafiyetleri var. Paketin içinden 90 milyar dolar eyaletlerin sağlık harcamalarına 80 milyar dolar eğitime 43 milyar dolar da ulaşıma gidecek. (16.01.2009)
Obama’nın kurtarma planında yıllık geliri 200 bin doların altındakilere vergi indirimi yapılması, işe ek adam alan şirketlere de vergi kolaylıkları öngörülüyor. Çoğu işçi için 500, çiftler içinde bin dolarlık vergi indirimi öngören planda işletmeler için de 100 milyar dolarlık vergi indirimi planlandığı belirtiliyor. (07.01.2009)

VATİKAN: Ev hanımlarına maaş verilmesini önerdi
Vatikan, İtalyan hükümetine başvurarak ev kadınlarına maaş bağlanmasını önerdi. Bu öneri Eşit Fırsatlar Bakanı Mara Carfagna tarafından olumlu karşılandı. Papalığa bağlı Aile Konseyi Başkanı Kardinal Ennio Antonelli, evkadınlarının çocuk yetiştirip, bakıma muhtaç yaşlılara baktıklarını, eşlerine destek olduklarını hatırlatarak, “Ev kadınına maaş bağlamak bir görevdir, çünkü devletin yapması gerektiği atılımları ve yardımları tek başlarına yapmaya çalışmaktadırlar. Bunun için mali dengeleri sağlama yolu ile kendilerine maaş bağlanmasını öneriyoruz” dedi.

BREZİLYA: IMF ile bağlarını kopardı
Brezilya, 2005 MEM kongresinden bir ay sonra MEM’in çözümlerinden istifade ederek IMF ile bağlarını tamamen kopardı, milli politikalara ağırlık verdi ve neticesinde cari fazla veren, AB ve ABD’ye zerre kadar bağımlılığı kalmayan, istihdam problemini çözen bir ülke oldu.

VENEZUELA: Ekonomisini millileştirdi
Venezuela, Bakü’deki MEM kongresinden sonra Milli Ekonomi Modeli eserini talep etti. Venezuela o gün bugündür ekonomisini millileştirmeye çalışıyor.

ÇİN: İç talebi canlandırıyor
Çin hükümeti, iç talebi canlandırmaya yönelik 586 milyar dolarlık (4 trilyon yuan) teşvik paketi açıkladı. Başbakanlığın resmi internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, Çin’in, etkin bir mali politikayı benimseyeceği, 17,5 milyar dolarlık (120 milyar yuan) vergi yardımları sunulacağı ifade edildi. (10.11.2009)

ALMANYA: Herkesin cebine 500 Euro konulanacak
Almanya’da Merkel hükümetinde koalisyonun ortağı olan Sosyal Demokrat Parti SPD, krizden kurtulmanın tek yolunun herkesin cebine 500 euro para koymak olduğu görüşünü ortaya attı. SPD Genel Başkan yardımcısı Andrea Nahles, alışveriş yapmak şartıyla yetişkin olan her Alman vatandaşının cebine 500 euro para konulmasını önerdi. (04.12.2008)
Almanya’da koalisyon hükümetinin ortakları ekonomiye 50 milyar euro’luk kaynak ayıracak ikinci ekonomik paket üzerinde anlaşmaya vardı. 1 Temmuz’da sigorta primleriyle vergilerde indirim yapılacak, emekli maaşları da artırılacak. Bu paketle iki çocuklu bir ailenin yılda 400-500 euro avantaj elde edeceği açıklandı. (14.01.2009)

AVUSTRALYA: Düşük ve orta gelirlilere nakit verilecek
Avustralya hükümeti, küresel krizden korunmak için 26 milyar dolarlık (42 milyar Avustralya doları) teşvik paketi hazırlıyor. Paketin, 28,8 milyar Avustralya dolarlık kısmının altyapı yatırımları, okullar ve konutlar için kullanılacağı, 12,7 milyar Avustralya dolarının ise düşük ve orta gelirlilere Mart ayında ödenecek nakitten oluştuğu belirtildi (04.02.2009)

İNGİLTERE: Her bir işsiz için 2 bin 500 sterlin...
Başbakan Gordon Brown’un açıkladığı plana göre, her bir işsizin eğitimi ve yeniden iş sahibi yapılması için işverene 2 bin 500 sterlin ödenecek. İngiltere 754 milyon dolar harcayacak. İşsiz sayısının 3 milyona ulaşması beklenen İngiltere’de hükümet bu planla 500 bin kişiye yeni iş yaratmayı hedefliyor. Diğer yandan Küçük İşletmeler Federasyonu ek 400 bin kişilik istihdam yaratılması için ek bir plan yürürlüğe sokmaya hazırlanıyor. Buna göre indirilmiş vergi oranları gibi uygulamalar gündeme gelecek. (14.01.2009)

ŞİLİ: Yoksul çucuklara, düşük maaşlılara destek...
Şili, küresel ekonomik krizle savaşabilmek için 4 milyar dolarlık teşvik planı açıkladı. Paket, yoksul çocuklara ve düşük maaşlılara yardım yapılması, okulların ve kliniklerin onarılması gibi uygulamaları da içeriyor. Paket, bir defaya mahsus olmak üzere 18 yaşının altındaki yoksul çocuklara 63 dolar yardım yapılmasını öngörüyor. Ödemelerin, okulların eğitime başladığı mart ayında yapılması planlanıyor. Bu arada, 18 ile 24 yaş arasındaki düşük ücretlilere de maaşlarının yüzde 10’u oranında yardım yapılması öngörülüyor. (13.01.2009)

İTALYA: Mağdurlara vergi indirimi...
İtalya 80 milyar Euro harcayarak, daha fakir ailelere ve mortgage mağdurlarına vergi indirimleri sağlayacak. İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, 80 milyar Euro’luk kurtarma paketini açıklarken İtalyanları harcamaya davet etti. (30 Kasım 2008)

JAPONYA: Tüketimin artması için bütçe...
Japonya 2. teşvik paketini de onayladı. 54 milyar dolarlık ekstra bütçe, Başbakan Taro Aso’nun partisi ile muhalefet bloku arasında saatler süren kavgadan sonra onaylandı.  Paket, küçük işletmeler için kredi olanaklarını genişletmeyi ve 22.3 milyar doları ise tüketici harcamalarını artırmak için vergi verenlere nakit ödeme yapılmasını içeriyor. Bu paketle, ev sahipleri için vergi kesintilerinin finanse edilmesine yardımcı olmak, küçük iş yerlerine kredi vermek ve işten çıkarılanlara yardım etmek amaçlanıyor. (29.01.2009)

GÜNEY KORE: Paketin dörtte biri talebi canlandırmak için
Güney Kore hükümeti ekonomiyi canlandırmak için piyasalara yaklaşık 11 milyar dolar pompalayacağını açıkladı. Paranın hemen hemen dörtte üçü büyük kamu projelerinde kullanılacak. Kalan dörtte biri ise tüketicileri yeniden alış verişe ısındırmak için vergi indirimi olarak düşünülüyor. (03.11.2008)

PORTEKİZ: Kurumlarını millileştiriyor
Portekiz Maliye Bakanı Fernando Teixeira dos Santos, Portekiz bankası Banco Portugues de Negocios’un (BPN) iflasa çok yaklaşması nedeniyle bankanın millileştirileceğini açıkladı. (03.11.2008)

Güney Kıbrıs Rum Kesimi
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, ekonominin güçlenmesi amacıyla alınan yeni önlemleri açıkladı. Hristofyas, Rum hükümetinin göçmenler için yeni evler, yeni okullar ve sosyal yardımla ilgili yeni binalar inşaa edilmesi yönünde karar aldığını duyurdu. Hristofyas, yerel turizmi güçlendirmeye ilişkin bir planı ve inşaat sektörü için düşük ve orta gelirli çiftler için yeni bir kredi planını uygulamaya karar verdiğini kaydetti. (04.02.2009)

MACARİSTAN: Taksit ödeyemeyenlere yardım yapacak
Macaristan Başbakanı Ferenc Gyurcsany, krizin yaşanmaması için hükümetlerinin var gücüyle çalıştığını, dövizle ev kredisi alan ve taksitleri yükselen vatandaşlara da yardımda bulunacaklarını açıkladı.  (06.02.2009)X


“Modelin sahibinden bahsetmiyorlar”
Bakü Devlet Üniversitesi İktisat Teorisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Xosrov Kerimov, dünya ekonomi yönetimleri üzerinde ciddi etkileri olan birçok bilim adamının Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nden alıntı yaptığını ama modelin isminden ve sahibinden bahsetmediklerini belirtti. Prof. Dr. Kerimov açıklamasında şunları söyledi:
“İktisat konusunda son yazılan eserleri incelediğimde yazarların Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli tezinden etkilendiklerini görüyorum. Mesela Bogomolov ve onunla beraber Rusya’nın iki görkemli âlimi, Buzgalin ve Kavganov ve yahut da Nobel ödüllü Stiglitz’in fikirleri var. Tüm bu fikirlerde Haydar Baş’ın tezlerine yakınlaşmaya başladıklarını görüyoruz. Bütün bu gerçekler, Haydar Baş’ın fikirlerinin hayati fikirler olduğunu ve yaşayan fikirler olduğunu bize haber vermektedir. Geleceği olan fikirlerdir. Ama beni üzen bir mesele var. Hocamızın fikirlerinden istifade ediyorlar ama onun adını dile getirmiyorlar. Prof. Dr. Haydar Baş’ın adını anlamalarına egoizmleri engel oluyor. Ama eminim ki bu uzun sürmeyecek ve hepsi itiraf edeceklerdir”  TUNALIM...

Yazının Kategorisi [ EKONOMİ ]
GLOBALİZM SÖMÜRÜ DÜZENİDİR

 

Türk milletinin aciz bir millet haline getirilmek istendiğini söyleyen Prof. Dr. Baş, “Parçalanmış toprak parçası üzerinde sömürülen bir devlet meydana getirilmek isteniyor” dedi.

Milli duyguları yok edilerek globalizmin her türlü sömürüsüne ses çıkartmaktan aciz bir millet meydana getirilmeye çalışıldığını belirten Prof. Dr. Haydar Baş, “Parçalanmış, küçülmüş toprak parçası üzerinde kaynakları sömürülen bir devlet meydana getirilmek isteniyor” uyarısında bulundu

Prof. Dr. Haydar Baş’ın Ovaakça’daki tarihi konuşmasında kapitalizmin, ekonomik olarak kıskacına aldığı ülkelerin inanç ve kültür değerlerini de nasıl dönüştürdüğüne dikkat çekiyor. Sorunu tespit eden Baş, çözümü de sunuyor: Milli Devlet–Sosyal Devlet.

“Ülkemizde de kapitalist anlayıştan nasibini almaktadır. İç borç 208 milyar TL, dış borç 300 milyar dolar civarında, toplam borç 500 milyar dolar... Bu borcun faizi de 55 milyar tl, civarında. Türkiye’de 2003 yılı itibariyle nüfusun en yoksul % 10 kesimi gelirin % 1,9 unu alırken, en zengin % 10’un aldığı pay % 34,6’ya kadar çıkmaktadır.

Kapitalist sistemdeki zengin ve fakir arasındaki korkunç uçurum, bizde de görülmektedir. Zengin ve fakirin aldığı paylar arasında 18 kat fark vardır. Dünyada ve Türkiye’de gelir dağılımında çok büyük bir adaletsizlik söz konusudur.

Kapitalizmin gelişmiş kabul edilen ülkelerdeki etkileri özellikle halledilemeyen ekonomi problemleri ile ilgili iken, ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde veya geri kalmış ülkelerde bu sistemin etkileri sadece ekonomi ile sınırlı değildir.

Globalizm olarak adlandırılan yeni dünya düzeninde ekonomi ayağı kapitalizm, siyasi ayağı demokrasi ve sosyal boyutu insan hakları olan bir devlet sistemi oluşturulmuştur.

Bu öyle bir düzendir ki, eski ABD başkanı Bush’un ifadesi ile “Ya bizdensiniz ya karşı tarafta” şeklinde bir ifade ile, tüm dünyayı adeta tek tip devlet yapısına sokma hedefidir.

Milli duyguları yok edilerek globalizmin her türlü sömürüsüne ses çıkartmaktan aciz ve adeta gözü kör, kulağı sağır ve dilsiz bir millet meydana getirilerek; parçalanmış, küçülmüş toprak parçası üzerinde kaynakları sömürülen bir devlet meydana getirmek isteniyor. İşte kapitalizmin kuralları bizim gibi ülkelerde bunları yapmaktadır.

Alınan dış desteklerin görünüşte hiç alakası olmamasına rağmen, sosyal sahada yıkıcı etkileri vardır. Bunların belki de en önemlisi, milletlerin inançları üzerinde yapılan tahribatlardır. Bu düzen, dini inançları siyasi bir unsur olarak ele alır.

Kültürel sahada “Dinlerarası Diyalog, medeniyetler ittifakı, hoşgörü” vs. kavramlarla nüfuz edilen ülkelerde milli kimlikler ortadan kaldırılır.. Hatta bu süreçte Dinlerarası Diyalog çalışmaları resmi hükümet politikası haline dahi getirilebilir. Bu çalışmalar kendi kültüründen, medeniyetinden kopan insanlar oluşturmuştur. Bu insanlar dinlerini değiştirir ve artık topraklarının işgaline veya kaynaklarının yabancılar tarafından sömürülmesine karşı etkisiz hale getirilir.

Elde edilen netice, işgale karşı direncini tamamen kaybetmiş bir millettir.. Bugün ülkemizin siyasi, sosyal, iktisadi, sınai, içtimai sayısız ve halli zor pek çok problemlerini konuşurken, globalizmin ana hatları ile verdiğimiz asıl yüzünü değerlendirmek gerekir.

Televizyonlardan hepimiz takip ediyoruz, çiftçi perişan, tarım bitti, hayvancılıkla uğraşan aç, sanayi fabrikaları bir bir kapatılıyor, üretim hızla düşüyor, açlık vatandaşı evini, tarlasını satmaya hatta bir adım ilerisinde intihara sürüklüyor. İşçi, memur maaşları kesintilerden sonra bir hiç mesabesine indi, onlar da aç, çaresiz. Kısaca işçi, memur, tarım kesimi, hayvancısı, ormancısı, emeklisi, öğrencisi, öğretmeni, yaşlısı, genci millet olarak zor günlerden geçiyoruz. Toplumsal bir çöküntü içindeyiz, ahlaki değerler ekonomik sıkıntılar içinde yok olup gidiyor. Yabancı kültürlere özenen gençlerimiz kendi değerlerini adeta küçümser bir halde. Din değiştiren çocuklarımızın sayısı hızla artıyor. Anne–babalar çaresiz. Aileler ile çocukları arasında kültürel bir uçurum var.

Çözüm Milli Ekonomi Modeli’nde

Modelimiz, “Milli Ekonomi Modeli” ve onun uygulanacağı devlet sistemi olan “Milli Devlet–Sosyal Devlet” anlayışında bunların tamamının çözümünü hazırladık.

Piyasalardan başlayalım:

Tüketim kesimi olmadan ekonomi ayakta duramaz. Piyasaların canlanması, alış–verişin yapılması için insanların cebinde para olmalıdır.

Esasen Milli Ekonomi Modeli’nin çıkış noktası tüketici kesimdir. Denenmiş tüm sistemler üretimden ve üreticiden bahsederken, Milli Ekonomi Modeli tüketiciyi dikkate alarak kurallarını belirlemiştir.

Milli Ekonomi Modeli iktisat tarihindeki tek tüketim eksenli analizdir

Çünkü, piyasaların halletmesi gereken ilk sorunu pazar problemidir. Günümüz sistemleri çözemedikleri problemleri olağan kabul etmektedir. Hiçbir sistemde iktisat konuları bir bütün olarak ele alınmamıştır.

Oysa Milli Ekonomi Modeli, getirdiği formülle ekonomi çarkını hiç durmadan döndürmeyi başarmaktadır. Bunun formülü, her biri diğerine destek olan kuralların tamamının aynı anda devreye konmasıdır. Bugün bizi isim vermeden taklit edenler, bizden aldıkları ile tam manası ile başarıya ulaşamazlar. Çünkü, Milli Ekonomi Modeli bir bütündür.

Tüketim Eksenli Analiz ne getiriyor?

Biz, işçiyi, çiftçiyi, orman köylüsünü, pazarda filesini dolduramayan emekliyi, evlenemeyen genci, ay sonunu getiremeyen memuru, özürlüyü düşünerek yola çıktık. Önce onların cebine para koyduk. Bizim Sosyal Devlet projelerimizin nedeni budur. Devletin, her toplum tabakasındaki tüketen kesime destek sağlaması, parası olmadığı için üretilene talip olamayan tüketiciyi tüketim kabiliyetine kavuşturması gerekir. Tüketim olmazsa siz istediğiniz kadar üretim yapın, mesela bugün olduğu gibi kobileri veya üreticiyi üretim için destekleyin; bu yanlış adım, sadece onların sonunu getirir. Çünkü, pazarda, alıcısı olmayan mal stoklanmaktan başka bir işe yaramaz.

Ekonomi politikalarının ana hedefi üretim ile tüketim arasındaki dengenin oluşturulmasıdır. İşte biz tüketiciyi destekleyerek bunu gerçekleştiriyoruz. Sürekli büyüme ancak böyle yakalanır.

Sosyal Devlet projeleri

Üretim ile tüketim arasında meydana gelen açıklığın sistemin yapısından veya gelir dağılımındaki dengesizlikten kaynaklanan iki nedeni vardır. Bizim sosyal devlet projeleri ile yaptığımız bu iki sorunu da halletmektedir. Hem belirli miktarda paranın dolaşımda olması, hem de gelir dağılımında belli bir dengenin kurulmasını temin eder. Böylece gelir belli ellerde toplanmaz, milletin tamamına dağılmış olur.

Şimdi bu projelere bakalım:

– Asgari üret 2000 TL olacak.
– Vatandaşlık maaşı projesi ile her vatandaş maaşa bağlanacak
– Ev hanımlarına meslek hakkı verilerek, meslek maaşı verilecek.
– Doğum yapan her anneye ikramiye verilecek. Her çocuk, çocuk maaşına bağlanacak.
– Gençler için uzun vadeli faizsiz krediler ile evlenme imkanı sağlanacak.
– Geliri 100 bin TL’nin altında olanlardan vergi alınmayacak.
– Kobilere, sanayiciye, küçük esnafa proje mukabili, faizsiz kredilerle iş ve yatırım imkanı sunulacak.
– Kimsesiz yaşlılara maaş bağlanacak.
– Özürlü vatandaşlarımız tüm sosyal haklarında devlet garantisinde olacak.
– Lise mezunları sınavsız üniversiteye alınacaktır, öğrencilere burs verilecek.
– Evi olmayanlar uzun vadeli, faizsiz kredilerle konut sahibi yapılacak.
– Tarım kesimine avans ve faizsiz üretim desteği verilecek.
– Hayvancılıkla uğraşanlara avans ve 0 faizli kredi verilecek.
– Şehit yakınları, dul ve yetimlere devlet sahip çıkacak.”

YAPACAKLARIMIZI SÖYLÜYORUZ


Milliyetçi olsun, halkçı olsun, Atatürkçü olsun herkesin yerinin BTP olduğunu söyleyen Prof. Dr. Baş, “Ben yapmayacaklarını söyleyen insanlardan değilim” şeklinde konuştu.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, yerel seçim çalışmaları kapsamında açıklamalarda bulundu. “IMF’nin dediğinin dışına çıkmazsın. Borç alarak devleti borçlandıracaksın. Devleti haczettireceksin ve bu kafayla hizmet yapacağını iddia edeceksin” şeklinde hükümetin ekonomi politikalarını eleştiren Prof. Dr. Haydar Baş, “Milli Ekonomi Modeli’nden (MEM) başka çaremiz kalmamıştır diye konuştu.

MEM’i dünya uyguluyor

Beş ayrı uluslararası kongre ile dünyaya deklare ettikleri Milli Ekonomi Modeli’nin tüm dünya ülkelerini içinde bulunduğu krizden çıkaracak tek model olduğunu ifade eden
BTP Genel Başkanı Prof. Baş, sosyal devlet modelinin Rusya’dan Venezuela’ya, ABD’den Baltık ülkelerine kadar çok geniş bir coğrafyada kısmen uygulandığını söyledi ve AKP hükümetinin de Milli Ekonomi Modeli’nin projelerinden istifade ederek sosyal yardım paketi hazırlığına dikkat çekti. Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: “İktidar partisi de projemizin sağından solundan çarparak, çırparak o da uygulamaya başladı. Hayrola güneş yeni mi doğdu? Sen kim bu parayı vermek kim? Sen ne yapacaksın? Milleti ve devleti borçlandıracaksın seçim yatırımı için bir defaya mahsus olmak üzere verip, gene bildiğin oyunu oynayacaksın.”

Ben yapmayacağımı söylemem

Milli Ekonomi Modeli’nin en temel noktalarından birinin ‘Vatandaşlık Maaşı’ olduğunu ifade eden BTP Genel Başkanı Prof. Baş “siyaset tarihinde bir ilke imza atarak bu projemizi noter onaylı taahhütname yaptık” dedi. Bağımsız Türkiye Partisi’nin vatandaşlara verdiği noter tasdikli taahhütnameyi elinde tutarak konuşan Prof. Dr. Haydar Baş, “Ben onlar gibi yapmayacaklarını söyleyenlerden değilim.. Yapmayacaklarınızı neden söylüyorsunuz, bu münafıklığın alametidir. Müslüman’ın alameti budur. Ben Türkoğlu Türk’üm. Müslüman Türk’üm” dedi.

Birlik çok önemli

Konuşmasında Türkiye üzerine oynanan oyunlar konusuna da giren BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş “Türkiye’nin en önemli sorunu birlik ve beraberliğinin bozulmaya başlamış olmasıdır” dedi. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Eğer bu iş maddeyle oluyorsa da bunu yapacağız, manayla da oluyorsa bunu yapacağız. Büyük Türk milleti devletinle bir olacaksın, askerinle bir olacaksın, sivilinle bir olacaksın ve kardeş olacaksın. Buna mecbursun mecburuz.”

Milliyetçinin de halkçının da yeri burasıdır

Bu ülkeyi yeniden tek yürek tek bilek yapacak kadronun Bağımısz Türkiye Partisi kadroları olduğunu ifade eden Prof. Baş konuşmasının son bölümünde Türk milletine şöyle seslendi: “İşçim, memurum, emeklim, orman köylüm, tarım kesimi ve özürlü kardeşim senin partin Bağımsız Türkiye Partisi’dir. Milliyetçi olmak istiyor musun? Yerin burasıdır. Halkçı olmak istiyor musun? Yerin burasıdır.”

       TUNALIM...
Yazının Kategorisi [ EKONOMİ ]
DÜNYANIN KURTULUŞU TÜRK MİLLETİNDE..

 

 
“Bütün dünya Türk milletinin medeniyetini ve insanlığını bekliyor” diyen Prof. Baş, “Kendimize dönersek dünyanın huzuru ve kurtuluşunun Türk milletinde olduğunu görürüz” dedi.

 
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, batı ülkelerinin Türk milletine olan değişmez bakış açısı üzerine çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. “Biz şark milletiyiz. Şark milleti olarak Anadolu’ya geldiğimizde Anadolu’ya bir medeniyet, bir kültür getirdik. Bir siyaset getirdik. Batılı bize diyor ki, “Siz geldiğiniz ülkeye geriye dönmeniz lazım.” Onun için şu ana kadar uygulanan politikaların tamamı Şark projesidir” diyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, ‘Haydar Hoca’nın dediklerinin tamamı çıktı’ diyorlar. Doğru. Ben müneccim değilim. Ama ben geçmişi, batılıların bizim hakkımızdaki düşüncelerini çok iyi bildiğim için önümüzdeki hadiseleri görüyor, mukayese yapıp neticeyi ortaya koyuyoruz” şeklinde konuştu.

Kendimize dönersek kurtuluruz
Batılı anlayışlara teslim olmuş olanların bu gerçekleri asla göremeyeceğini dile getiren Prof. Dr. Haydar Baş, “Batının yapmak istediği de Türk milletini parça parça edip bir tarafa atmaktır. Onun için Türkiye’nin Avrupa dünyasında hiçbir işi yoktur” şeklinde konuştu. BTP Genel Başkanı şunları söyledi: “Batının bütün hesabı Türk milletini bu coğrafyadan çıkartmaktır. Batıya tam manasıyla teslim olan bir kafa, bir gönlün bu dediğimiz hususları görmesi zor belki de imkânsızdır. Batının yapmak istediği de Türk milletini parça parça edip bir tarafa atmaktır. AB’den maksat da Türk milletini üye yapacağız gerekçesiyle bölmektir, parçalamaktır. Onun için Türkiye’nin Avrupa dünyasında hiçbir işi yoktur. Türk milleti medeni, kendine has ölçüleri olan ve kültürü ile bütün dünyayı besleyecek, medeniyet anlayışıyla dünyaya huzur, saadet ve mutluluk getirebilecek bir millettir. Yani bütün dünya bugün Türk milletinin medeniyetini, kültürünü, siyasetini ve insanlığını bekliyor. Dünya bunu bekliyor. Ne hikmetse son zamanlarda biz kendimizden koparak farklı farklı kimliklerde görünmenin yanlış boyutlarına girdik. Bundan vazgeçeceğiz. Kendimize döneceğiz. O zaman göreceğiz ki dünyanın huzuru, kurtuluşu Türk milletinde, Türk milletinin huzuru, kurtuluşu yine Türk milletindedir. Ne oradadır, ne buradadır. Bunu böyle bileceğiz.”

Devlet adamlığı yapamıyorlar
Türkiye’nin maksatlı bir şekilde borçlandırıldığını söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Devlet adamlığı demek bütün bu oyunları görüp bunları bozmak ve bu tip insanlara imkân tanımamak demektir” dedi. Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: “Niçin bize borç para veriyorlar. O madenleri elimizden almak için veriyorlar. Aksi takdirde sermaye piyasasından bir anda parayı çekecek, hadi bakalım öp başına geleni. Bir saatliktir şu anda Türkiye’deki maliyenin durumu, bir saatliktir. Böyle maliye olur mu? Devlet adamlığı bu mudur? Devlet adamlığı demek bütün bu oyunları görüp bunları bozmak ve bu tip insanlara imkân tanımamak, devlet ve millete ait olan kurum ve kuruluşları milletin yararına devreye koymak demektir. Bazı babaların çocukları olur. Har vurup harman savurur. Orada, burada, derken bir de bakmışsın ki serveti üç beş senede elden çıkartmış. Şu anda uygulanan politika bundan farksızdır. Maalesef böyle bir politika uygulanıyor..            '' BU SESE KULAK VERİN.''Temel İnsan Hakları Açısından Filistin” başlıklı ilk oturumu Dr. Fuat Şengül yönetti.
Bu oturumda Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fehim Üçışık, Yeni Mesaj Gazetesi Yazarı Muharrem Bayraktar, İstanbul Üniversitesi eski Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cahit Babuna, Yeni Mesaj Gazetesi Yazarı Ali Değirmenci, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu ile Ekonomist Selim Kotil söz aldı.
Konuşmacılar Filistin’de 60 yıldır yaşanan ’acı’yı farklı yönleriyle ele aldılar.
Selim Kotil, Filistin’in kurtuluşunun Türkiye’nin kurtuluşunda olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu da, gelişmelerin tarihi perspektifini masaya yatırarak,
İsrail’in yapılan anlaşmalara uymadığının altını çizdi.

Filistin’e barış gelecek mi?
Dr. Abdullah Terzi’nin yönettiği “Dünya Barışı ve Filistin” başlıklı ikinci oturumda Fırat Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ata Selçuk, Araştırmacı - Yazar Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu, Öğretim Görevlisi Dr. Yusuf Gedikli, Öğretim Görevlisi Harun Kayacı, Gaziantep Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu konuşma yaptı.

Türkiye’yi nasıl etkilenecek?
Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu’nun yönettiği “Türkiye’nin Geleceği Açısından Ortadoğu ve Filistin” başlıklı 3. oturumda ise Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ünal Emiroğlu, Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Palamut, Dış Politika Uzmanı İlhan Gültekin, Yeni Mesaj Gazetesi Haber Müdürü Recep Bahar, İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hidayet Sarı ile Gaziantep Üniversitesi’nden Metin Tulgar sunum yaptı.


Kapanış konuşması Prof. Dr. Baş’tan
“Filistin ve Ortadoğu’nun Geleceği Konulu” Sempozyumun kapanış konuşmasını ise Milli Ekonomi Modeli ile Milli Devlet - Sosyal Devlet tezlerinin mimarı Prof. Dr. Haydar Baş yaptı.
Sempozyum’daki konuşmaların özetleri yarından itibaren Yeni Mesaj’da yer alacak. 
 TUNALIM...


Yazının Kategorisi [ KÜLTÜR EKONOMİ İLGİNÇ OLAYLAR ]
MİLLETİMİZİN''OYUNU BOZMA''ŞANSI VARDIR...

 

 

Önümüzdeki yerel seçimlerde hem AKP hükümetine, hem de bugüne kadar birçok defa işbaşına gelmelerine rağmen devlet ve millet hayrına elle tutulur bir iş görmeyen muhalefet partilerine, milletimizin ders vermesi gerekiyor.
Cümlesinin ortak katkılarıyla devlet bu halde…
Hazine borç batağında… Dış ticaret açığı ve cari açık almış başını gitmiş…
Millet işsiz… Tüketim sıfırlanmış… Piyasada yaprak kımıldamıyor.
Tarımda, sanayide üretim ve imalat bitmiş… Fasonculuk devri bile kapanmış.
Ankara’dakiler, bakalım bu gidişat nerede patlayacak diye bekler vaziyette! AKP hükümetinin, devlet ve millet hayrına yapabilecek bir şeyi olmadığı da ortada.
Devlet ve milleti bu derece vahim vaziyete sürükleyen iktidar ve muhalefet partilerine, şayet halk ders vermez ise… Partiler de, hiç birşey yapmasak da yine milletten oy alırız diye hesap yapıyor iseler; Türkiye’nin beli bir daha doğrulmaz. Kırk yıl da geçse milletimizin yüzü gülmez!
Seçim üzeri vatandaşa, iki çuval kömür dağıtırız... İki paket makarna veririz; oylarını alırız, koltukları kaparız diye hesap edenler seçim sonrasında 4 yıl-5 yıl zarfında hergün bayram yapar. Koltuğa ilişenlerin yüzü güler. İstedikleri kişileri milletin başına konuşlandıran yerli ve yabancı lobilere her gün bayram olur… İki paket makarnaya tav olursa vatandaş; gelecek seçime kadar tonlarca buğdayını kaybeder, hasatını kaybeder, toprağını kaybeder, işini kaybeder.
İki çuval kömüre tav olursa vatandaş; gelecek seçime kadar madenlerini, sermayesini, kaynaklarını, işletmelerini ecnebiye kaptırır… Ellerini ovuşturur.
Bu seçimde Türk milleti bu oyunu bozmak durumundadır. Halkımız, devlet ve millet hayrına projesi ve programı olana destek vermelidir.
Bu bağlamda görünen şu ki, projesi ve programı var olan tek parti BTP’dir. Şayet milletimiz oyunu bozacak ise BTP’ye tam destek vererek bozacaktır… BTP’den gayrısına destek vermek, olsa olsa demokratik oyunun bir parçası olmaktır.
Demokrasi adına yüce milletimize oynanan bu oyun, yine demokratik teamüllerle bozulmalıdır ki, onun yeri ve vakti de önümüzdeki yerel seçimdir.
Türkiye’nin sürüklendiği vaziyete bakılırsa; artık bu bir lüks değildir, zarurettir… Çünkü bıçak kemiğe dayanmıştır.
AKP hükümeti, öncekiler gibi, bugüne kadarki icraatlarıyla ecnebiyi sevindirmiştir. Azınlıkları sevindirmiştir. Ermenileri, hepimiz Ermeni’yiz diyenleri sevindirmiştir.
AB ve IMF şeflerini sevindirmiştir. İşgalci ve BOP’çu Amerikan stratejik ortaklarını sevindirmiştir.
Apo’yu sevindirmiştir… Hatta sevincini sürekli kılmak için çabalamaktadır. Apo, içte ve dıştaki sözcüleriyle voleybol sahası istemekte, takım kurup oyun oynayacağı kodes arkadaşı talep etmektedir… AKP hükümeti, bu hazırlıkların telaşı içindedir.
AKP, tefecileri, rantiyeyi ve birkaç yandaşını sevindirmiştir… vs… Ama bu kadar!
Geriye kalan milyonlar sevinememiştir.
70 milyonluk halkımızın vaziyeti vahimdir. Milletimizin vaziyeti haraptır, bitâptır. Milletimiz, işsizdir, aşsızdır, başsızdır.
Irak halkının vaziyeti vahimdir. Filistinlinin vaziyeti vahimdir. Balkanlardaki kardeşlerimizin vaziyeti iç açıcı değildir.
Bu vahim vaziyetlerden AKP hükümeti başta olmak üzere tüm etki ve yetki sahipleri mesuldür.
Türk milleti, önümüzdeki seçimde bu faturayı ilgililerin önüne koymak durumundadır… Millet olarak bütün bunların faturasını önlerine koymazsak; korkarım sonrasında, ülkemiz ve bölgemiz namına daha büyük faturalar, daha ağır şartlar ve daha ağır işler önümüze gelecektir. Tam bu noktada bugün Türk milletinin, BTP diye bir şansı vardır; bu şansını heba etmemelidir.

M.Emin Koç--TUNALIM...
Yazının Kategorisi [ KÜLTÜR ]
DÜNYANIN EN GÜZEL YERLERİ

 
 

fotogaleria
BackyardPool,BoraBora,FrenchPolynesia




Cappadocia,Turkey




ChandelierTree,Leggett,California




Colosseum,Rome,Italy




CreditRiver,Ontario,Canada




DuskBeforeDawn,Paris,France




Flatt_sHarbor,Smith_sParish,Bermuda





HecetaSunset,DevilsElbowStatePark,Oregon




InAmongsttheRocks,Goreme,Turkey




JapaneseGarden,WashingtonPark,Portland,Oregon




LegislativeBuilding,Victoria,




LondonEvening,TowerBridge,




MoonoverSanFrancisco




NiagaraFallsatNight,Canada




PlazaDeCibeles,Madrid,Spain




RockTombs,Dalyan,Turkey




Sunbeams,PercyWarnerPark,




Sunrise,Malibu,California




Toronto,Canada




TrinitadeiMontiChurch,SpanishSteps,Rome,Italy


GUANACO EXPEDITION - PATAGONIA 2005

   
Note: You may need to click 'Play' twice to get video to play.

TUNALIM...

 

Yazının Kategorisi [ FOTOĞRAF İLGİNÇ OLAYLAR ]
TARİHTE ERMENİ KATLİAMLARI

 





BU SAFHAYA (özüre) YAVAŞ YAVAŞ GELİNDİ... SONRASIDA VAR UYANIN...

HRİSTİYAN BATI ''SOYKIRIM YOK'' DEMEYİ BİLE SUÇ KABUL EDERKEN, DİNDAR C.BAŞKANIMIZ BİZDEN; İHANET İFTİRA VE HAKARETİ ve İDDİALARI ''OLGUNLUKLA'' KARŞILAMAMIZI İMA ETMEKTE



DİNDAR OLDUĞUNU AFİŞE EDEN AMA KÖKENİN KONUŞULMASINDAN NEDENSE RAHATSIZ OLAN
Gül yeşil ışık yakmıştı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül önceki gün yaptığı açıklamada, Türkiye’de her türlü görüşün açıkça tartışılabilmesinin “devlet politikası” olduğunu belirterek, “Özür Diliyoruz” kampanyasına itirazının olmadığını ima etmişti. Başbakan Erdoğan ise girimi mantıksız bulduğunu belirtmişti. Erdoğan şunları kaydetmişti: Herhalde onlar böyle bir soykırımı işlemiş olacaklar ki özür diliyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin böyle bir sorunu yok.



Almanya´da Türklerin düzenlediği bir toplantıda Prof. Dr. Hasan Köni, "Ermeni meselesi" başlıklı bir konuşma yapmış ve şöyle demişti:
"Tehcir sırasında, yerinden olmamak için ´convert´olan yani Müslümanlığa dönen Ermeniler de var. Bunların kim olduğunu bilemiyoruz. Sayıları 300-400 bin kişi. Ayrıca dönmüş Museviler ve dönmüş Rumlar da var. Bunları maalesef Türkiye Cumhuriyeti kendi vatandaşlarını rahatsız etmemek için açıklamıyor. Belki de devletin içinde de yüksek rütbeye gelmiş Ermeni kökenli dönmüş insanlarımız var."

***

Hrant Dink, bir Ermenistan gezisinde oradaki muhataplarına "Siz 1.5 milyon kişiden bahsediyorsunuz. Oysa ayni dönemde yaklaşık 500 bin Ermeni, din değiştirip Türk olmuştu. Bunları neden dikkate almıyorsunuz?" diye sormuştu. Muhatabı da "Bu konunun gündeme gelmesi, davamıza zarar verir" cevabını vermişti.
Dink, bir yazısında Atatürk´ün manevi kızı Sabiha Gökçen´in yetim Ermenilerden olduğunu ve bu konuda elinde belgeler bulunduğunu yazmış ve kıyamet kopmuştu. Peki bu bilgiye ulaşan Dink, başka hangi bilgi ve belgelere ulaşmıştı. Acaba, Türkiye´de etkin noktalarda bulunan kaç kripto Ermeni vardı? Ve Hırant Dink´in öldürülmesinde, bu açıklamaların rolü var mıdır? Ayrıca, Hırant Dink´in bilgisayarının hard diski şu anda kimin elindedir?
K:Arslan BULUT





Türk'e ihya ettirilen, dönemin ihanet karargahı, simge Akdamar kilisesi..


Asala tarafından şehit edilen vatandaşlarımızdan bazıları..




90 lı yıllar hocalı katliamı.. Gözümüzün önünde yapıldı...........


Bosna - srebrenitsa daki soykırım sonrası açılan toplu mezarlar,
pAPANIN ve VATİKANIN BURNUNUN DİBİNDE HATTA GÖZETİMİNDE




..ve bir 29 Ekim Günü Teslimiyet imzası.. AB...

BU OLAYLARI BİZ 1999 YILINDAN BERİ ANLATMAYA ÇALIŞTIK

HAYDAR BAŞ 99 YILINDAN BU GÜNE " DİNİ ve MİLLİ BÜTÜNLÜĞÜMÜZE YÖNELİK TEHTİDLER "

" ERMENİ SOYKIRIM İDDALARINI RET VE ULUSAL BAĞIMSIZLIK MİTİNGLERİ "
   ''ALÇAKLARI KIRPIP KIRPIP AYDIN YAPMIŞLAR''
      Hoca Nasreddin’in fıkrasından ayın kırpılarak yıldız yapıldığını öğrenmiştik ama günün birinde alçaklardan aydın olabileceğini hiç düşünmemiştik.
Bir uğursuz, bir şom ağızlı terzi rastgele kesmiş ve alçaklardan güya aydın çıkarmış.
Halbuki adı üstünde alçak, çukur, ışıktan nasiplenemeyen ve aydınlığa kavuşamayan demektir.
Bir grup aydın Ermenilerden özür dileme kampanyası başlatmışmış.
Kampanyayı başlatan isimlere yaklaşıyor bir de fark ediyorsunuz ki alçakların önde gidenleri.
Bir kere alçaklara aydın demek hem aydınlığa hakarettir hem de ülkenin gerçek aydınlarına hakarettir.
Kendi etnik kökeni ne olursa olsun, içinde yaşadığı topluma, ekmeğini yediği devlete ihanet edenlere dünyanın hiçbir yerinde aydın demezler, hain derler, işbirlikçi derler, çanak yalayıcı derler…
Küresel tefecilerin, haçlı emperyalizmin dört koldan saldırıya geçtiği, Türk’ün kurtuluş savaşında yediği tokadın intikamını almak için yeniden “haçlı seferi” ilan ettiği bir dönemde onların ekmeğine yağ sürecek, işlerini kolaylaştıracak davranışlarda bulunanlara, kale kapsını içerden açanlara tarihin her devrinde olduğu gibi bugün de sadece hain ve iş birlikçi denir.
Hain ve iş birlikçilerin matematiksel değerleri de rakamın solundaki sıfırlarla eş değerdedir.
Meselenin fikir özgürlüğü ile, demokratik tartışma ortamı ile falan bir alakası yoktur. Kimse kimseyi kandırmasın.
Onurlu–şerefli bir torun, dedesinin arkasından, salam–sümük küfredilmesi,heybe heybe iftira atılması karşısında; “bu bir demokratik tartışma ortamıdır” deyip susmaz,susamaz.
Dedesinin hatırasına sahip çıkamayan, dedesinin tertemiz izzet ve şerefinin lekelenme gayretleri karşısında suskun kalan torun, kendi torunlarının geleceğini de karartan sefil bir adam durumundadır.
Dedesine iftira atanlara “buyurun meydan sizindir” diyenler, gelecekte de bütün meydanları iftiracıların hizmetine sunacaklar demektir.
Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
“Hepimiz Ermeniyiz” diyerek kitleleri sokağa dökenlerin gazetelerindeki baş yazarlar–boş yazarlar bugün bu alçakça kampanyanın öncülüğünü yapıyorlar.
Sizce bu bir tesadüf müdür?
Herkes aklını başına almalı ve net tavrını ortaya koymalıdır.
Paspas gazetelerine aboneliğini sürdüren hacım da artık ya dedesinden ya da alçaklardan yana tavrını belirlemelidir.
Bir adam, bir kurum, bir basın–yayın grubu hem haçlılara, Soroslara hem de vatana–millete hizmet edemez, birine hizmet ediyorsa diğerine ihanet ediyor demektir.
Alçakları kırpmış kırpmış yıldız yapmışlar.
Yerseniz.... Aziz Karaca...
TUNALIM:..
Yazının Kategorisi [ İLGİNÇ OLAYLAR ]
EKONOMİK KRİZ ve TÜRKİYE

 

prof.dr.haydarbaş

Senelerdir IMF ile anlaşmanın bu millete asla fayda sağlamayacağını söyleyen Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’a kulak tıkayan IMF’ci medya, iş çevreleri ve siyasiler hâlâ IMF’den medet ummaya ve medet umdurmaya devam etmektedirler.
Geçenlerde TUSİAD başkanı KDV indiriminden bahsederek; ‘yapılacak KDV indirimi sayesinde vatandaşın elinde kalacak bir miktar sıcak paranın, piyasayı canlandıracağı hakkında’ ifadeler kullandılar.
Arkasından,
Başbakan; “KDV indiriminin asla gündemlerinde olmadığını, aksine, IMF’nin mevcut KDV oranlarının artırılması yönünde taleplerinin olduğu” açıklamaları geldi.
Ancak bu ve benzeri ifadeler, vatandaşın gündeminde bir alt yazı hükmünde yer teşkil etmektedir.
Sayın Baş’ın krizin çözümü hakkındaki fikirlerini, uluslararası kongrelerde teyit eden ilim ve fikir adamları sayesinde bazı çevreler yavaş da olsa dillendirmeye çalışmaktadırlar.
Bu fikirler, duyarlı medya ve yazarlar sayesinde de gündeme taşınmaktadır. Yeniçağ Gazetesinden Hasan Demir Bey bu konuda da güzel bir yazı kaleme almıştır. Bu makaleyi de sizlerle paylaşmak istiyorum:

“IMF, ‘Geberin’, Milli Ekonomi Modeli, ‘Yaşatacağım’ diyor
İşte IMF’nin “krizden çıkış” için Türkiye’den istedikleri:
* 2009 büyümen sıfır olacak. Bütçe harcamalarında 8 ilâ 10 milyar dolar kısıntıya gideceksin.
* Gıda, ilâç, tekstil ürünlerinde KDV’yi yüzde 18’e çıkartacaksın.
* Maaşlarında artışa sebep olacak personel reformundan vazgeçeceksin.
* Sağlık harcamalarında kesintiye gideceksin.
Bütün bunları yaptığında ben de IMF olarak ey Türkiye sana 19 ilâ 25 milyar dolar “faizli borç” vereceğim.
IMF’nin son 50 yıl içerisinde 19’uncu kez dayattığı ve hükümetin, “Krizden kurtulacağım” diye kabul ettiği bu şartlar kelimenin tam anlamıyla “Türkiye’nin batırılması” ve “Türk halkının sefalete mahkûm edilmesi”dir.
Niçin böyle söylüyoruz?
Çünkü IMF, Türk halkının eli para, kursağı yiyecek, hastası ilâç bulamasın istiyor.

IMF şu günlerde gemi korsanlığı ile şöhret bulan Somali’de de benzer bir program uygulamıştı. Somali kendine yeterli bir ülkeydi.
IMF girdi, Amerikan müdahalesi bekler hale geldi.
IMF vasıtasıyla ABD, Somali’ye girecek, Afrika petrollerine el koyacak.
IMF Raunda’da, Brezilya’da, Peru, Bolivya ve Rusya’da yıkımlara sebep oldu. Ve IMF, Yugoslavya’da kanın gövdeyi götürmesi sonuçlarını doğurdu.
IMF nereye girdiyse önce o ülkenin yeraltı ve yerüstü servetleri yabancıların eline geçti, halk fakirleşti ve bir müddet sonra oraya Batılı güçlerin askerleri ayak bastı.
Nitekim 2004 yılı Nobel Ekonomi Ödülünü alan ABD’li profesör Edwvard Prscott, “IMF ve Dünya Bankası dünya ekonomisine faydadan çok zarar veriyor” diyor ve ekliyor:
“IMF ve Dünya Bankası hükümetlerin dış politikalarını uygulamalarını sağlayan araçlar olarak faaliyet gösteriyor.
Bu kurumların kriz halindeki ülkelere borç para vermesi, bir kokain bağımlısına uyuşturucu vermesinden farksızdır!”
Gerçek bu olduğu için Sayın Haydar Baş, “IMF güdümündeki bir politika ile krizden çıkış imkânsızdır” diye bas bas bağırıyor ve bunun sebeplerini bir bir açıklıyor amma kulak veren hani?
Mutabakata varıldığında IMF Türkiye’ye 25 milyar dolar borç verdi, diyelim. Türkiye bu parayı ne yapacak?
IMF’nin direktifleri doğrultusunda fabrika sahiplerine verilecek. Yani çarçur edilecek ve Türkiye 25 milyar dolar borçlandığı ile kalacak.
Fabrika sahibine vermek parayı çarçur etmek midir?
Evet, öyledir. Diyelim ki stoklarında 150 bin ürün bulunan bir fabrika sahibine sen 10 milyar dolar verdin.
O kişi parası olmayan Türk halkına bu ürünleri nasıl satacak? Avrupa’ya satması da mümkün değil. AB’nin en büyük gelir kaynağı, Amerika’ya yaptığı ihracat. Amerika da ekonomik krizde. AB başta Türkiye olmak üzere bütün ülkelerden yaptığı ithalatta kısıntıya gidiyor.
Nitekim Türkiye’nin kasım ayı ihracatı tam yüzde 23 oranında düşmüş durumda.

Oysa Prof. Dr. Haydar Baş, para tepelerde çarçur edilmesin, tabana yayılsın. Herkese 500’er lira vatandaşlık maaşı bağlansın, diyor.
O zaman ne olur?
Cebinde parası olan halk bir talep patlaması oluşturur, fabrikaların, imalathanelerin çarkları dönmeye başlar.
Devlet de ekonomideki bu canlılıktan tahmin edilenin üzerinde vergi toplar ve bu vergilerle ülkenin âtıl kaynaklarını harekete geçirir.
Sayın Baş böyle söylüyor ve matematik olarak da verilen her 500 YTL vatandaşlık maaşının ve diğer sosyal yardımların bir yılda devlete dört-beş katı vergi olarak nasıl geri döneceğini bütün dünyaya ispatlamış bulunuyor. Bu sese niye kulak verilmiyor?”
(Hasan Demir / Yeniçağ Gazetesi / 8.12.2008) http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php- ?hityaz=6269

Vatandaşın da bu sese kulak vererek kendi yarınlarını garantiye alacak imkanları yok değildir, Yeter ki akl-ı selim davransınlar ve gerektiği zaman kimin safında yer almaları gerektiğini iyi düşünsünler. Yoksa daha çok krizler görürüz, çok...TUNALIM...

Yazının Kategorisi [ EKONOMİ ]
BU DÜNYADA TÜRK OLMAK !…

 

 

 002hartavebayrakcopy3fi1fe4ah  Osmanli'nin borcunu odemektir, hovarda babanin borcla yasayan evladi gibi.
Kosova'da ve Bosna'da, Bati Trakya'da ve Makedonya'da, bilmem kac asir gecmiste kalan meselelerin hesabini vermektir,Türk olmak.

Turk olmak,
Kibris'ta, Hocali'de, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykirima ugrayip, yapmadigin soykirimla suclanmaktir.

Turk olmak,
lisaninin Avrupa'da yasaklanmasidir ve yine Turk olmak kendini anlatamamaktir.
Avrupa'da hor gorulmek Turk olmaktir, atalarin bir suru asir once Viyana'yi kusattigi icin …
…ve hos gorulmemektir, sadece kusatip, Napolyon gibi butun Viyana'yi yakmadigi icin.

Turk olmak,
Selanik'te Pontus Aniti'nin, Viyana'da cignenen yeniceri minberinin ve Malta'da papazin uzerine bastigi Turk bayragi heykelinin onunden gecmektir.

Turk olmak zordur, cetindir ve eziyetlidir.
Uc kitadan donup, bir kucuk yarimada da misafir muamelesi gormektir.
Sayisiz imparatorluk kurmak Turk olmaktir, ayni zamanda sayisiz imparatorluk yikmak da Turk olmaktir.

Turk olmak,
Arabaya kosulan ilk atin vataninda, ilk yazili antlasmanin imzalandigi yurtta, yazinin bulundugu, paranin icat edildigi, her metrekaresinden bereket fiskiran bu yurtta… kalkinmak icin yabanci sermaye beklemektir.

Turk olmak;
Troya'dan bu yana, Sumer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, butun zamandan damitilarak gelen yuksek degerlerine ragmen, bir haftalik hafiza ile yasamaktir.

Dogu Roma'yi da Bati Roma'yi da yikip, yeni Roma olan AB'ye girmeye calismaktir Turk olmak.
Türk'ün dirilişi Milli bir ekonomiyle ulur diyenlere inat,küresel güçlere alkış tutmaktır .
Turk olmak,
Mostar'da koprudur,
Kerkuk'te kaledir,
Istanbul'da Kizkulesi'dir,
Anadolu'da bugdaydir,
Cukurova'da pamuktur,
Ege'de tutun,
Karadeniz'de findik,
Trakya'da aycicegidir.

Turk olmak,
Canakkale'de olmektir.
Canakkale'de olmeden once dusmana su vermektir, onun yaralisini sirtinda kendi hastanene tasimaktir.
Dusmanin ardindan rahmet okumak, kanlindan helallik almaktir.

Sabahlari odana rahmet dolsun diye, cami acmaktir. Kar yagdiginda kayak yapmayi degil, evsizleri dusunmektir.
Balkon kosesine kuslar icin, kisin ekmek kirintisi, yazin su koymaktir.
Yagmura rahmet, kara bereket diye bakmaktir.

Turk olmak,
harap bir ulkede, zengin ulkelerin mustemlekeligini reddedip…
tahtadan kilic ve ipten uzengi ile…
paylasacak ve sahiplenecek tek varligi fakirlik olmasina ragmen…
yedi duvele meydan okumaktir.

Turk olmak,
askere davul-zurna ile ugurlanmaktir…
belki de donmeyecegini bilerek.
Turk olmak,
annenin ardindan" bir oglum daha olsun, onu da gonderecegim" demesidir.
Babanin gozyaslarini tutarak, tabutuna son kez dokunurken "vatan sag olsun" demesidir.

Turk olmak,
"Turk cayinda radyasyon olmaz" yalanlari ile, "gusul abdesti alana aids bulasmaz" dolanlari ile yasamaktir.
Her hukumetin enkaz devraldigi, ama asla ardinda enkaz birakmadigi ulkede olmaktir.

Turk olmak,
ecdadin yasadigi kitliktan dolayi, cayin yaninda gelen sekerden fazla olani garsona geri vermektir. Ayni nedenle Turk olmak, yemegi ziyan etmekten korkmaktir.
Goz hakkina, dis kirasina saygidir, Turk olmak.
Evindeki bir kap asin yarisini tanri misafirine vermektir.
Kendi yerde, misafiri dosekte yatirmaktir Turk olmak.

Turk olmak,
milli macta aglamaktir.
Ayhan Isik'a, Belgin Doruk'a asik olmaktir.
Turk olmak,
askini olesiye sevmektir.
Aski icin olmektir, oldurmektir.
Sevdiceginin elini bir kez tutamadan topraga girmektir.
En guzel ask siirlerini yureginde hissetmektir.
Eskiyaya turku yakmaktir, Turk olmak.

Milletine sovmektir, ama baskasina sovdurmemektir, Turk olmak.

Turk olmak
Yunus'u bilmektir, Asik Veysel'i sevmektir.
Mevlana'yi, Haci Bektas-i Veli'yi ve Hoca Yesevi'yi…
-tek bir satirini okumasa da-
yureginde tasimaktir.

Turk olmak,
saz caldiginda, ney uflendiginde, kos dovuldugunde ve kaval caldiginda yureginin derinlerinde bir sizi sezmektir…bir de Yemen Turkusu'nde…

Hayatin sana verdiklerine "nasip", vermediklerine "kismet" demektir.
Her isin "hayirlisina" inanmaktir ve "felege" kufretmektir
ve aglamamak icin…
cok gulmekten cekinmektir.

Turk olmak,
Asya'da batili, Avrupa'da dogulu diye tepki gormektir.
Irk sozunu bilmeden yasamak, yaradilani Yaradandan oturu sevmektir.

Magazin programlari ile dizilerin arasina sikissa da, silkinip uzerindeki olu topragini atabilmektir.
Turk olmak,
mahalle maci icin ayni saatte, on kisi bulusamazken, milyon kisinin bir araya gelmesidir. Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kisinin kavga etmeden gosteri yapabilmesidir.

Turk olmak
en zayif gununde bile dunyaya meydan okumak, en dertli gununde bile her ufunetin bir safakta bitecegini bilerek tevekkul gostermektir.
Zor istir Turk olmak.

Turk olmak,
Anadolu'da her dusen yagmur damlasina hamdetmek, her cikan basak icin sukretmektir.

Turk olmak,
medeniyetler besigi Anadolu'da dik durabilmektir.TUNALIM...

Yazının Kategorisi [ KÜLTÜR ]